fast food & doymuş yağlar üzerine
![]()
Resimde gördüğünüz nane, dünyanın en lezzetli yiyecek kombinasyonunu oluşturmaktadır. Her gün binlerce, belki de milyonlarca insan, transyağlardan oluşmuş bu lezzet yığınını ve benzerlerini afiyetle mideye indirmektedirler. Doğrudur; kırmızı et, içinde bol miktarda protein bulundurur, vücudunuzun kendisine gereken proteini almasına büyük miktarda yardımcı olur. İşbu durum işin pollyanna tarafını oluşturmaktadır.
Şimdi, bu naneye dair gerçekler nelermiş, bakalım. Resimde garnitür olarak kendisine yer bulan yağ yığını, güzelce kesildikten sonra yağda kızartılır. Bu işlemden sonra paketlenir, dondurulur ve françhayzing hizmeti veren restoranlara doğru “donuk” bir halde yola çıkar. Restorana ulaşan garnitürümüz, %100 bitkisel olarak tanımlanan sözde yağlarda tekrar kızartılır ve tüketiciye ulaşır.
Mönümüzde başrolü üstlenen yuvarlakımsı nane de benzer yollardan geçer. Nasıl katledildiği belli olmayan kırmızı et sahibi büyükbaş hayvan çeşitli prosedürlerden geçirilerek resimdeki şeklini alır ve yine sözde bitkisel yağlarda yakılarak kullanıma hazır hale getirilir.
Bu iki olayda üzerinde durulması gereken önemli nokta, kızartmada kullanılan yağlardır. Kapitalist mentaliteye sahip fast food restoranları kızartmada kullanılan yağların maksimum kullanım ömrüne sahip olmalarını istemektedirler. Yağ üretimi yapan şirketler bu durumu transyağ denilen yağlar ile karşılamaktadırlar. Transyağ ne demekmiş hemen bakalım.
Transyağ, doymamış bir yağ çeşidi. Et ve süt ürünlerinde de çok az miktarda doğal olarak bulunuyor, ancak ’tehlikeli’ olarak adlandırılan transyağlar, bitki yağlarına hidrojen eklenmesiyle elde ediliyor. Bu yapay işlem, yağın erimesini zorlaştırıyor ve daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Dolayısıyla, tekrar tekrar kullanılabildikleri ve ucuz oldukları için, kızartmaların bolca satıldığı fast food restoranlar tarafından tercih ediliyor.
Tavuktan patatese kadar her türlü besinin kızartılmasında kullanılan bu yağlar görünüm olarak erimiş margarine benziyor. Ayrıca bakkallarda satılan neredeyse tüm bisküvi ve çikolatalar bu yağlarla yapılıyor.
Transyağ’ın ne demek olduğunu öğrendik. Şimdi bu yağın zararlarına bakalım.
KALP: New England Journal of Medicine’de yayınlanan ve 120 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, transyağlardan alınan her kalori kalp rahatsızlığı riskini yüzde 2 oranında artırıyor. Genel ortalama dikkate alındığından sürekli olarak transyağlı gıda alanların kalp rahatsızlığı riski yüzde 53 artıyor.
KANSER: Transyağ tüketimi bağırsak kanserini riskini yüzde 20, prostat kanseri riskini ise yüzde 36 artırıyor.
DİYABET: Transyağ tüketimi diabete yakalanma olasılığını yüzde 12 artırıyor.
KARACİĞER: Transyağlar karaciğeri yorarak organın iflas etme olasılığını yükseltiyor.
KISIRLIK: Sürekli olarak transyağ alan kadınlarda üreme problemleri riski yüzde 73 oranında artıyor.
Vay anasını, bu yağlar neler de yapabiliyormuş böyle. Ortaokul veyahut lisede fen bilgisi derslerini kulak misafiri olarak dinlemiş bir insan bile, bu yazıda, doymuş sıfatının yağ sözcüğünün önüne geldiğinde ne anlam ifade ettiğini rahatlıkla çıkarabilir.
Afiyet olsun.
NOT: Bu yazı insanları rahatsız etmek amacıyla yazılmıştır.
